Kolay Yemek Tarifleri

Her çeşit resimli yemek tarifi, hem de ev yapımı.

Omletler

Eklenme: Mart 12th, 2014 - 01:03 amYazar:
Kategori: Pratik Yemek Tarifleri
Kahvaltıda en çok sevilen yumurtalı yiyeceklerden olan çeşitli omletler.  Birbirinden güzel lezzeti ile kaşar peynirlisinden sucuklusuna, sosislisinden karışık omlet çeşitleri ile yumurtanın en leziz halini ...
tamamını oku

Günün Yemeği

Eklenme: Mart 12th, 2014 - 01:03 amYazar:
Kategori: Tavsiyeler
Günün Yemeği : Bugün ne yemek yesem diye kararsız kalanlar için günün yemeği seçimi de bir alternatif olarak karşınızda. Sadece Öğle yemek servislerinde çıkan günün yemeği ...
tamamını oku

İstanbul usulü midye dolması tarifi

Eklenme: Ocak 15th, 2010 - 06:01 pm Yazar
Kategori: Dolma Tarifleri
4 kişilik İstanbul usulü midye dolması Malzemesi: 16 tane midye 1 su bardağı pirinç 9 tane orta boy kuru soğan 1 su bardağı zeytinyağı 1 çorba kaşığı kuşüzümü 1 çorba kaşığı çamfıstığı 1.5 su bardağı ...
tamamını oku

Zeytinyağlı Kuru Patlıcan Dolması Tarifi

Eklenme: Kasım 20th, 2008 - 03:11 am Yazar
Kategori: Dolma Tarifleri
Zeytinyağlı Kuru Patlıcan Dolması: * Malzemeleri tek tek saymadık, tarifi okudukça neler gerektiğini göreceksiniz. 30 adet kuru patlıcan için; 6 adet orta boy kurusoğan minik minik doğranacak, zeytinyağı ...
tamamını oku
Etiket: ‘yufka’

Börekler

Enfes börekler ; Geleneksel Türk mutfağının özel lezzetlerinden olan börekler Türk restaurant aşçıları tarafından özel olarak, tüm hijyen şartlarına uyarak hazırlanıyor ve sıcak sıcak servis ediliyor…

Börek çeşitleri aşağıdakilerle sınırlı olmasa da en bilinen börekler bunlar. (Diğer börekler için Börek Tarifleri bölümünü inceleyebilirsiniz.)
  • Patatesli Gül Böreği
  • Kıymalı Gül Böreği
  • Peynirli Rulo Böreği
  • Peynirli Sigara Böreği
  • Ispanaklı Peynirli Tepsi Böreği.

 

(*) Böreğin tarihçesi: “Börek” ismi Orta Asya’dan gelir. İlk peynirli böreği kendi tarifiyle yaptıran Uygur Beyi Buğra’dan alıyor adını. “Buğra Bey’e ait” anlamına gelir “büğrek”.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde meşhur olan börek, Balkan Ülkelerinde de yaygın olarak yapılan bir hamurişidir. Hammadesi yufka veya açılmış hamur olan börekler;  İsteğe göre yufkanın içine kıyma, patates, ıspanak, peynir veya çeşitli sebzeler konularak hazırlanır.

Evliya Çelebi üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Marianna Yerasimos’a göre, Osmanlı mutfak kültüründe böreklerin altın çağı, daha doğrusu altın çağının başlangıcı 17. yüzyıl. Daha önceki yüzyıllarda çarşı fırınlarında pişen yağlı hamurdan ve 600 gram civarında etli ve soğanlı ‘bazar börek’ten başka börek pek yokken; 17. yüzyıl ortalarında sarayın paşalara sunduğu ziyafetlerde, üst düzey Osmanlılar’ın dost toplantılarında ve ‘Seyahatname’de çeşitli böreklerle karşılarız.

Yerasimos, Evliya Çelebi’nin notlarından hareketle börek çeşitlerini şöyle anlatıyor: “1648-1664 yılları arasında saray ziyafetlerinde sunulan börek çeşitleri: Börek-i sini (tavuklu), börek-i sini (dil peynirli-kaymaklı), börek-i fincan, börek-i kalye (kızartma), börek-i hürde (küçük kıymalı), börek-i pazar (peynirli-kaymaklı), börek-i kıymalı, börek-i tencere (tavuk veya koyun etli), börek-i bohça, börek-i Arnavud, börek-i tutmaç, börek-i çömlek aşı, börek-i sini (tavuklu-kıymalı), börek-i kaba…

Bir yüzyıl sonra Osmanlı dünyasını iyi tanıyan D’Ohsson şöyle aktarıyor; “Türklerin çok sevdiği ‘muazzam büyüklükteki, kat kat yapraklı’ böreklerin ustası çoğu Arap olan aşçılardır.” Evliya’nın İstanbul dışında, özellikle küçük kentlerde tüketilen yirmiden fazla böreği kaydetmesi, börek kültürünün imparatorluk çapında yaygınlığını gösterir. Börek çeşitleri arasında en yaygın olanı tavuk böreğidir. Payitahttaki saray mutfağının tercihiyle taşra mutfaklarının tercihi örtüşmektedir. İkinci sıradaysa keklik böreği vardır. Keklik göçünün güzergâhındaki yörelerde, yılda bir ya da iki kez avlanan binlerce kekliğin kebabı, yahnisi, pilavı yapıldığı gibi böreği de yapılırdı.

OSMANLI BÖREK ÇEŞİTLERİ – Ballı Börek – Konya, Temeşvar (Romanya) – Bıldırcın Böreği – İnebahtı (Nafpaktos-Yunanistan) – Biberli Börek – Kayseri – Çiriş Böreği – Erzurum – Hapsi (hamsi) Böreği – Trabzon – Kabak Böreği – Malkara – Kaymak Böreği – Kayseri, Temeşvar (Romanya), – Keklik Böreği – Bitlis, Van, Anabolu (Nafplion-Yunanistan), İnebahtı (Nafpaktos- Yunanistan), Komoştovar – Peynirli Börek – Eğri (Gjirokaster-Arnavutluk), Arnavud Belgradı (Berat) – Lahm-ı Acînli Börek (Etli Börek) – Şam – Mekik Böreği (Baharatlı) – Manisa – Mutabbak Börek /Tereyağlı Mutabbak Börek – İstanbul, Kahire, Manfalut (Mısır), Kayseri – Peynirli Börek – Şam – Sini Börekleri – İstanbul – Şam Börekleri – İstanbul – Tabla Börekleri – İstanbul – Tavuk Böreği – Tebriz, Bayburt, Sivas, Tire, Eski Zağra (Bulgaristan), Saraybosna, Yanya (Yunanistan), Arnavud Belgradı (Berat) – Turaç Böreği – Gazvin (İran) – Yumurtalı Börek – Manfalut (Mısır), – Yumurtalı Tava Böreği – Arnavud Belgradı (Berat)

Tarihte Baklava

Türkiye ve tatlı” dendi mi akla hemen “baklava” gelir. Bu son derece leziz ve besleyici tatlının uzun yıllardır Anadolu’da yapıldığı bilindiği gibi, Asurlular’ın baklava diyebileceğimiz bir çeşit tatlı yaptıkları da kayıtlarda yer alıyor. Ancak bu tatlı, iki hamur arasına kuru meyvelerin serpiştirilip fırında pişirilmesiyle yapılıyordu. Bugün bildiğimiz türdeki baklavaya ise, ilk olarak Şam’da rastlanıyor. Şam’dan Antep’e, oradan da Anadolu’nun diğer kentlerine nasıl geldiği, nasıl yaygınlık kazandığı ise biraz tartışma konusu. Güllüoğlu Baklavaları’nın Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Güllü, dedesinin dedesi Hacı Mehmed Güllü’nün hacca giderken Şam’da ilk olarak baklavayı gördüğünü, orada altı ay kadar kalarak bu işi öğrendiğini ve Antep’e getirdiğini söylüyor. Baklavayı her kim Antep’e getirmişse muhteşem bir iş başarmış. Antep’te baklava yufkaları çok daha ince açılır olmuş, bölgede yetişen iyi kalite fıstık ise lezzetine lezzet katmış. Daha sonraları ünü Osmanlı sarayına kadar uzanan tatlı, tıpkı halk arasında olduğu gibi bayramlarda, düğünlerde ve özel kutlamalarda sofralarda mutlaka yer almış.

Hatta baklava yapımı o kadar ciddiye alınmış ki, 17. yüzyıl sonlarında Baklava Alayı oluşturulmuş. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, savaştan önce askerlere bolca pilav ve yahni, yanında zerde ikram edilirmiş. Ancak bir zaman sonra sefere pek çıkılmaması nedeniyle, bu gelenek Ramazan’da baklava dağıtımına dönüşmüş. Bakın, İlber Ortaylı İstanbul Ansiklopedisi’nde bu geleneği nasıl anlatıyor: “Ramazan ortasında padişah, Müslümanların halifesi olarak, törenle Hırka-i Şerif ve mukaddes emanetleri ziyaret eder, bundan sonra törenle Hırka-i Şerif alayı tertip edilirdi. İşte dini yanı ağır basan bu törenden sonra; saray mutfaklarında hazırlanan ve yeniçeri, sipahi, topçu ve cebeci gibi kapıkulu ocakları askerinin her on neferine bir tepsi hesabıyla hazırlanan baklava sinileri futalarına sarılmış olarak Matbah-ı Âmire önüne dizilirdi. Bu Ramazan ikramını oluşturan sinilerin ilkini, silahdar ağa ve mahiyeti, bir numaralı yeniçeri olan padişah adına teslim aldıktan sonra, diğer ortalardan gelen ikişer nefer futalarına sarılmış birer siniyi nizami olarak yüklenir; Her bölüğün usta, saka, mütevelli, odabaşı gibi amirleri önde, baklava sinileri ve taşıyanlar arkada, açılan kapıdan dışarı çıkarlar, baklava alayı gulgule ve nümayiş ile Divanyolu’ndan karşılıklı sıralanmış halkın arasından alkış ile kışlalara yürürdü. Sini ve futalar ise ertesi gün iade edilirdi.” Son dönemlerinde bozulup, kuru gürültü haline gelen Baklava Alayı törenlerinde, sini ve futalar iade edilmez olmuş, buna gerekçe olarak da “Baklava o kadar lezzetliydi ki tatlıyla birlikte sini ve futaları da yedik” gibi sözler sarf edilerek laubalilikler yapılmış. Baklava Alayı nasıl son bulursa bulsun, hep o eski İstanbul hayatının özgün törenlerinden biri olarak kalacak.

Baklavaya ait başka bir kayda ise “Melceü’t-Tabbahin”de rastlanıyor.
Mehmet Kâmil tarafından 1844 yılında kaleme alınan, ilk basılı Türkçe yemek kitabı olan Melceü’t-Tabbahin’in (Aşçıların Sığınağı) altıncı bölümünde beş çeşit baklavadan söz ediliyor ve tarifi veriliyor. Bunlar; Adi Baklava, Kaymak Baklavası, Musanna (süslü) Kaymak Baklavası, Kavun Baklavası ve Pirinç Baklavası.

Eski ağırlık ölçüleri ile verilen bu tarifleri, günümüzde ancak konunun uzmanları anlayabiliyorlar.
Baklavayı Türkiye sınırları dışında aramaya başladığımızda, karşımıza geniş bir coğrafya çıkıyor. Dünyanın neredeyse beşte birinde baklava biliniyor ve sevilerek yeniyor. Baklavanın çok sevildiği ve bol bol yapıldığı bir ülke ise, çok şaşırtıcı ama Amerika, Teksas. Baklava dünyanın bu köşesine Çek Cumhuriyeti’nden gitmiş. 19. yüzyılda, Teksas’a göç eden Çekler beraberlerinde çok sevdikleri baklavayı da götürmüşler.
Böylelikle Teksas baklavası da literatüre girmiş. Ayrıca tüm Arap yarımadasında, Kuzey Afrika ülkelerinde, Türki cumhuriyetlerde, Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Hindistan, Afganistan ve Ermenistan’da bol bol yapılıyor ve yeniyor baklava.

Ancak tüm bu ülkelerle Türkiye’de yapılan baklava arasında çok önemli bir fark bulunuyor, o da yufkanın kalınlığı. Türkiye’de iki çeşit yufka bulunuyor.

Bir tanesi börek yapımında kullanılan tuzlu, orta incelikteki yufka. Diğeri ise baklava yufkası. Türkiye’deki baklava yufkası o kadar ince ki havaya kaldırdığınızda, karşınızdakini neredeyse tam anlamıyla görebiliyorsunuz. Oysa adı geçen ülkelerde, “phyllo” (Yunanca’da kat anlamına geliyor) denilen ve börek yufkasına yakın kalınlıkta olan bir yufka kullanılıyor.

Tabii, bu da lezzette önemli değişikliklere neden oluyor.
Baklava yemek de öyle sanıldığı gibi kolay değil; bir dizi kuralı var. Baklavaseverler, baklavanın altını ve üstünü ayrı ayrı yemeyi, baklava dilimlerini bıçakla ya da çatalla bölmeyi pek uygun bulmuyorlar.
İşte kurallar; önce, tabağınıza konan baklavaya güzelce bakmanız ve gözünüzü doyurmanız gerekiyor. Ardından çatalınızı dilimin sizden uzak kenarına doğru, üçte ikisi sizin tarafınızda, üçte biri çatalın arkasında kalacak şekilde batırmalısınız. Eğer ortadan batırırsanız ikiye bölünür.

Çatalınızı batırdığınızda çıkan çıtırtı kulağınıza hitap edecektir. Isırmadan önce iyice koklamalısınız, çünkü burnunuza gelecek olan tereyağı kokusu gerçekten de muhteşem. Isırdıktan sonra damağınızda kalan tat ise bir başka güzel. Çatalınızı batırdığınızda ve ısırdığınızda çıtırtı duymuyorsanız o baklava bayat demektir. İyi açılmış bir baklava ısırıldıktan hemen sonra ağızda erimelidir. Eğer baklava yerken boğazınız yanıyor ve şeker sizi rahatsız ediyorsa, hamur-şeker oranı iyi ayarlanmamış demektir. Baklava yedikten sonra mideniz ağrıyorsa, alışveriş yaptığınız yeri mutlaka değiştirmelisiniz. Çünkü bu tür bir rahatsızlık, baklavacının ürünlerinde kaliteli malzeme kullanmadığının göstergesidir. Baklavayı hazır satın alabileceğiniz gibi evde yapmanız da mümkün. Baklava yufkalarını incecik açmak gibi zor bir konuda eğer kendinize güveniyorsanız, sizin için sitemizde kolay ev baklavası tarifimiz bulunuyor.

MAKARNALI BÖREK TARİFİ

Makarnalı Börek

Malzemeler;

  • 4 Adet yufka
  • 1 Paket fiyonk makarna
  • 200 gr Beyaz peynir
  • 1/2 Su bardağı sıvı yağ
  • 1/2 Su bardağı süt
  • 1 Şişe soda
  • 4 Adet yumurta

Makarna alışılmış şekilde yağsız pişirilir ve ufalanmış peynir ile karıştırılır. Yağ,süt,soda ve yumurta birlikte çırpılır. Her bir yufkanın üzerine bu karışımdan sürülür. ikinci yufkanın üzerine makarna döşenir.Kalan iki yufkanın üzerlerine de karışımdan sürülür. En üste ise kalan karışım  tamamıyla dökülür. Börek pişirilmeden önce bıçakla kare kare kesilir. 190 derece fırında pişirilir.

 

Not; Eğer daha sonra servis edecekseniz servis edilmeden makarnaların dağılmaması için bir kere daha

fırında ısıtmanızda fayda var. Böylece servisiniz kolay olur.

Kolay Börek Tarifi

Kolay Börek:

Malzemeler;

  • 3 Yufka
  • 3 Yumurta
  • 2 Çorba kaşığı margarin yağı
  • 1/2 kg. süt
  • 200 gr. beyaz peynir
  • 1/2 Su bardağı rendelenmiş kaşar

 

Tarifi;

Yufkalar ufak parçalara bölünür ve yarısı tepsiye dizilir, üzerine beyaz peynir konur. Kalan yufkalar tekrar

en üste dizilir. Yumurta, margarin ve süt karıştırılarak yufkaların üzerine dökülür. 180 dereceye ayarlanan

fırına verilir. Börek pişmeden 5 dakika önce üzerine rendelenmiş kaşar peyniri serpilip, tekrar fırına verilir.

Kaşarlar erimeye yakın fırından çıkartılıp, sıcak olarak servis yapılır.

 

Bu güzel ve kolay tarifi mutfağıma kazandırdığı için Sevgili Berrin’ime çok teşekürler.